“5 Haziran’ın anıtı, yasın değil barış umudunun da meydanı
olacaktır.”
5 Haziran 2015
günü saat 17.55’te, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda Halkların Demokratik
Partisi’nin seçim mitingi sırasında art arda iki büyük patlama meydana geldi.
Türkiye’nin 7 Haziran genel seçimlerine yalnızca iki gün kala gerçekleştirilen
bu alçak saldırıda Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şehmuz Kaçan, Civan Arslan ve
Ali Türkmen yaşamını yitirdi; 400’ün üzerinde insan yaralandı. Saldırının faili
olarak IŞİD bağlantılı Orhan Gönder tespit edildi. Ancak saldırı öncesindeki
istihbarat uyarıları, aile tarafından yapılan resmi başvurular, zanlının
Diyarbakır’da sorgulanıp serbest bırakılması ve soruşturma dosyasına getirilen
gizlilik kararı gibi çok sayıda karanlık nokta, olayın kamu vicdanında hâlâ tam
anlamıyla aydınlatılamadığını göstermektedir. Bu nedenle 5 Haziran yalnızca bir
saldırı tarihi değil, aynı zamanda adalet arayışının, yüzleşme ihtiyacının ve toplumsal
hafızanın en ağır sınavlarından biridir.
Ben o gün o
meydandaydım.
Patlamanın
ardından yükselen çığlıkları, insanların birbirini kurtarmak için verdiği
mücadeleyi, panik içinde sevdiklerini arayan aileleri, yere savrulan bedenleri
ve o tarifsiz acıyı gözlerimle gördüm. O an yalnızca bir saldırı yaşanmadı;
Diyarbakır’ın ortak hafızasında derin, kapanmayan bir yara açıldı. O gün
meydanda yaşananlar sadece birkaç dakikalık bir vahşet değildi; yıllar geçse de
insanların ruhunda taşınan, her 5 Haziran’da yeniden sızlayan büyük bir
toplumsal travmaydı.
Aradan yıllar
geçmiş olabilir. Meydanın görüntüsü değişmiş, çevresindeki hayat akmaya devam
etmiş olabilir. Ama hafıza mekânlardan silinmez. Taşın, toprağın, boşluğun ve
sessizliğin bile bir dili vardır. Diyarbakır İstasyon Meydanı bugün hâlâ o günü
bilenler için yalnızca bir buluşma noktası değil; kaybettiklerimizin sesi,
yaralıların acısı ve demokrasiye yönelmiş karanlık saldırının tanığıdır.
İşte tam da bu
nedenle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği “5 Haziran Anıt
Meydanı ve Anma Yeri Fikir Tasarım Projesi” sıradan bir mimari çalışma
değildir. Bu proje, geçmişin acısını geleceğin bilincine dönüştüren son derece
değerli bir hafıza, yüzleşme ve toplumsal onarım adımıdır.
Çünkü anıtlar
yalnızca taş, beton ya da estetik bir tasarım değildir.
Anıtlar, bir
toplumun kaybettiklerine verdiği sözün somut halidir.
Unutmama
iradesidir.
Adalet
arayışının sessiz ama güçlü dilidir.
Bir halkın
“bir daha asla” deme biçimidir.
5 Haziran için
yapılacak bir anıt meydan, yaşamını yitiren beş canın hatırasını yaşatmanın
ötesinde, o gün yaralanan yüzlerce insanın acısını, tanıkların hafızasını ve
Diyarbakır halkının demokrasiye sahip çıkma iradesini geleceğe taşıyacaktır.
Oraya yolu düşen her genç, her çocuk, her yurttaş o meydanda yalnızca bir anıt
görmeyecek; bu ülkenin yakın tarihindeki acı bir yüzleşmenin izlerini
okuyacaktır. Her isim, her detay, her sembol o gün yitirilen hayatların sessiz
ama güçlü bir anlatıcısı olacaktır.
Bu anıt aynı zamanda yeni kuşaklara bir bilinç bırakacaktır. Şiddetin, nefretin ve karanlığın nelere mal olduğunu; barışın, birlikte yaşamın ve demokratik siyasetin ne kadar kıymetli olduğunu anlatacaktır. Böylece anıt yalnızca geçmişi anmakla kalmayacak, geleceğin daha adil ve daha barışçıl kurulmasına da katkı sunacaktır.
Bu
yönüyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin bu çabası son derece kıymetlidir.
Bir kentin yönetiminin yalnızca altyapıya değil, toplumsal hafızaya da sahip
çıkması; kayıpları görünür kılması ve acıyı kamusal vicdanın parçası haline
getirmesi gerçek anlamda halkçı, vicdani ve sorumlu belediyeciliğin en güçlü
örneklerinden biridir. Kentin hafızasına sahip çıkan bir yönetim anlayışı,
aslında geleceğin daha bilinçli ve daha güçlü toplumunu da inşa etmektedir.
Bu
anlamlı projeye emek veren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesini, tasarım
çağrısına katkı sunan herkesi ve bu hafızanın yaşatılması için çaba gösteren
tüm kesimleri içtenlikle tebrik ediyorum. Çünkü bazı acılar unutulursa tarih
tekrar eder; ama hatırlanırsa toplum güçlenir, yüzleşir ve iyileşir.
5
Haziran Anıtı, yalnızca geçmişin yasını değil, geleceğin barış umudunu da
temsil edecektir.
Unutmak
kaybetmektir; hatırlamak ise bir halkın kendine, geçmişine ve geleceğine sahip
çıkmasıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder