"Siyaset,
hakaret etmek değildir. Siyaset, fikirleri tartışmak ve toplum için en iyi
çözümleri bulmak için çalışmaktır."
Sosyolojik
olarak siyaset, bir toplumda iktidarın nasıl elde edildiği, kullanıldığı ve
paylaşıldığı ile ilgili olan sosyal bir süreçtir. Siyaset, toplumsal yapının
temel bir unsuru olup, toplumun tüm yönlerini etkiler.
Türk
siyasetinin tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'na kadar uzanmaktadır. Osmanlı
İmparatorluğu'nda, mutlak monarşi hüküm sürmekteydi. Bu durum, Türk siyasetinde
merkeziyetçilik ve otoriterlik eğilimlerinin güçlenmesine neden olmuştur.
Türk
siyasetinde, siyasi elitler önemli bir rol oynamaktadır. Bu elitler, genellikle
toplumun seçkin kesimlerinden gelmektedir ve toplum üzerinde önemli bir etkiye
sahiptir. Bu durum, siyasetin demokratik bir şekilde işlemesini
engellemektedir.Ayrıca, Türk siyasetinde, particilik te önemli bir rol
oynamaktadır. İktidardaki partiler , genellikle kendi siyasi görüşlerine sahip insanlara
daha fazla destek vermektedir. Bu durum, siyasetin demokratik bir şekilde
işlemesini engellemektedir.
Türkiye'de
siyaset, son yıllarda giderek daha da kutuplaşmıştır. Bu kutuplaşma,
siyasetçilerin birbirlerine karşı daha saldırgan ve sert bir dil kullanmalarına
neden olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye'nin yasama
organıdır. TBMM'de, farklı siyasi partilerden seçilmiş milletvekilleri görev
yapmaktadır. Bu durum, bazen milletvekilleri arasında siyasi görüş farklılıklarından
kaynaklanan tartışmalara neden olabilmektedir. Bu tartışmalar, bazen
milletvekillerinin birbirlerine hakaret etmelerine kadar varabilmektedir.
Özellikle AKP
milletvekilleri(Muhalafet parti milletvekillerinin de AKP’lilerden aşağı kalır yanları yok),
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) oturumlarında diğer parti milletvekillerine
yönelik sık sık hakaret ve küfür içeren sözler sarf etmektedir. Bu hakaretler,
siyasi polemik sınırlarını aşarak kişisel saldırı boyutuna ulaşmaktadır.
AKP
milletvekilleri tarafından yapılan hakaretlerin bir kısmı şunlardır:
"Terörist",
"vatan haini", "hain", "şerefsiz",
"soysuz" gibi ağır hakaretler.
"Siz
kimsiniz?", "Siz bu meclisin ne olduğunu bilmiyorsunuz",
"Siz bu milletin değerlerini temsil edemezsiniz" gibi aşağılayıcı
ifadeler.
"Bu
mecliste sizin yeriniz yok", "Bu meclis sizin için fazla yüce",
"Bu meclisten atılacaksınız" gibi tehditler.
AKP
milletvekilleri tarafından yapılan hakaretlerin bir kısmı, siyasi polemik
sınırlarını aşarak kişisel saldırı boyutuna ulaşmaktadır. Örneğin, 2023 yılında
TBMM'de yapılan bir oturumda AKP milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, CHP
milletvekili Muharrem İnce'ye yönelik olarak "Siz bu milletin evladının
değil, teröristlerin evladısınız" şeklinde bir hakarette bulunmuştur. Bu
hakaret, siyasi polemik sınırlarını aşarak kişisel bir saldırı niteliğindedir.
Bu hakaretleri
bazen siyasi parti liderleride yapmaktadır. Bahçeli, muhalefet partilerini
"vatan haini", "şerefsiz", "hain" gibi ifadelerle
hedef alıyor.
Bahçeli, bir konuşmasında,
Erdoğan'ın Türkiye'yi bir "kaos ve belirsizlik" ortamına
sürüklediğini savundu. Erdoğan'ın açıklamalarının "saçma ve
çelişkili" olduğunu söyleyen Bahçeli, "Erdoğan'ın açıklamalarını
dinledikten sonra televizyonunuzu kapatın. Çünkü bu açıklamaları dinlemek, Türkiye'nin
geleceği için zararlıdır" dedi.
Bahçeli'nin,
"Erdoğan'ın açıklamalarını dinledikten sonra televizyonunuzu kapatın"
sözlerini hatırlatan Erdoğan, "Bu, bir edepsizliktir. Bu, bir
ahlaksızlıktır. Bu, bir karaktersizliktir" dedi.
Erdoğan,
Bahçeli'nin açıklamalarını "zürüyetsiz" olarak nitelendirerek,
"Bu açıklamaları yapan, zürüyetsizdir. Bu açıklamaları yapan, aklı başında
değildir. Bu açıklamaları yapan, milletin vekili değildir" diye konuştu.
Akp Genel
Başkanı Recep Tayir Erdoğan;"Karşımızdaki güruh, 15 Temmuz'da darbe yapmak
isteyenlerdir. Bu güruh, FETÖ'cü, PKK'lı, DHKP-C'li, HDP'li, CHP'li, MHP'li,
İYİ Partili, DEVA'lı, Saadet'li, Gelecek'li, hepsi bir aradalar. Bu güruh, 15
Temmuz'da şehitlerimizin kanını yerde bırakmak için bir araya gelmişler."
(2023, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü konuşması)
Erdoğan,
Kılıçdaroğlu'na yönelik hakaretlerini genellikle seçim dönemlerinde ve
Kılıçdaroğlu'nun kendisi veya iktidarı hakkında yaptığı açıklamalara tepki
olarak yapmaktadır. Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na yönelik hakaret içeren
ifadelerin bazıları şunlardır:
"Kılıçdaroğlu,
terörle işbirliği yapan bir haindir." (2023, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli
Birlik Günü konuşması)
"Kılıçdaroğlu,
Atatürk'e hakaret eden bir soysuzdur." (2023, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma,
Gençlik ve Spor Bayramı konuşması)
"Kılıçdaroğlu,
demokrasiyi yıkmaya çalışan bir vatan hainidir." (2023, 29 Ekim Cumhuriyet
Bayramı konuşması)
Erdoğan'ın HDP’ye(Şimdiki
DEM parti) yönelik hakaretleri, Türkiye'de Kürt sorununun çözümünü zorlaştıran bir
faktör olarak görülüyor. Bu hakaretler, Kürt halkının Erdoğan'a ve iktidar
partisine olan güvenini sarsıyor.
Erdoğan'ın HDP’ye(Şimdiki
DEM parti) yönelik bazı hakaretleri şunlardır:
"HDP,
teröristlerin siyasi uzantısıdır."
"HDP,
Türkiye'yi bölmek istiyor."
"HDP
milletvekillerini Meclis'ten atacağız."
HDP,
Erdoğan'ın bu hakaretlerini "siyasi linç" olarak nitelendirdi ve
Erdoğan'ın istifasını istedi.
MHP'li Meclis
Başkanvekili Celal Adan, TBMM Genel Kurulu'nda, HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı
Sakık'ın konuşmasının ardından, mikrofon kapalı zannederek "P...ler"
ifadesini kullandı. Bu ifade, kameralara yansıdı ve sosyal medyada gündem oldu.
Siyasi Parti
Genel başkan ve Milletvekillerinin TBMM'de diğer parti milletvekillerine
yönelik olarak yaptığı hakaretler, siyasi kültüre zarar vermektedir. Bu
hakaretler, Meclis'in itibarını zedelemekte ve siyasi tartışma ortamını
germektedir. Birçok milletvekili ve parti lideri yaptıkları hakaretlerden
dolayı mahkemelik olmuşlardır.
Siyasetçiler,
seçmen desteğini kazanmak için kutuplaştırıcı söylemler kullanabilirler. Bu
söylemler, toplumda farklı gruplar arasında düşmanlık ve nefret duygularını
artırarak siyasetin kutuplaşmasına neden olabilir ki Türkiyede durum tam da budur.
Medya,
siyasetin kutuplaşmasında önemli bir rol oynayabilir. Medya, siyasetçilerin
kutuplaştırıcı söylemlerini genellikle sansürlemeden yayınlamakta ve bu da
kutuplaşmanın toplumda daha fazla yayılmasına neden olmaktadır. Özellikle iktidarın
Yandaş medyası, genellikle iktidarın görüşlerini destekleyen haberleri yaymakta
ve diğer görüşlere karşı önyargılı bir tutum sergilemektedir.
AKP yanlısı
medya kuruluşları, genellikle muhalefet partilerine yönelik olumsuz haberleri
ön plana çıkarmakta ve bu partilerin olumlu haberlerine yer vermemektedir. Bu
durum, muhalefet partilerinin toplumda olumlu bir imaj oluşturmasını
zorlaştırmaktadır.
Örneğin, yandaş
medya kuruluşu, muhalefet partilerine yönelik olarak "terörist" ve
"hain" ifadelerini içeren bir haberler yapmaktadır. Bu haberler, toplumda muhalefet
partilerine yönelik nefret,kin söylemini artırmaktadır.
Ayrıca,yandaş
medya kuruluşları, genellikle farklı görüşlere sahip kişileri dışlayan bir dil
kullanmaktadır. Bu dil, toplumda farklı görüşlere sahip kişilerin birbirlerine
karşı hoşgörülü olmalarını zorlaştırmaktadır. Bu dil, aynı zamanda muhalefet
partilerine sempati duyan kişilerin kendilerini toplumdan dışlanmış
hissetmelerine de neden olmaktadır.
Popülizm,
siyasette halkın desteğini kazanmak için duygusal ve manipülatif bir dil
kullanmayı içerir. Türkiye'de popülizmin yükselişi, siyasetçilerin birbirlerine
karşı daha saldırgan ve aşağılayıcı bir dil kullanmalarına neden olmuştur. Siyasette
popülizm, siyasette halkın desteğini kazanmak için duygusal ve manipülatif bir
dil kullanmayı içerir. Popülizm, toplumu "halk" ve "yozlaşmış
seçkinler" olarak iki kutba ayırarak, halkın kendilerini seçkinlerden
farklı ve baskı altındaki bir grup olarak görmesini sağlamaya çalışır.
AKP'nin 2002
yılında iktidara geldiği dönemde kullandığı "Anadolu rüyası" söylemi,
popülist siyasete bir örnektir. Bu söylem, Anadolu'nun geri kalmışlığını ve bu
geri kalmışlığın AKP tarafından giderileceğini vurgulamaktaydı. Bu söylem,
Anadolu'da yaşayan ve kendilerini dışlanmış hisseden insanların desteğini
kazanarak AKP'nin iktidara gelmesinde önemli rol oynamıştır.
Türkiye'de
siyasetçilerin birbirlerine hakaret etmesi, demokratik siyaset için olumsuz bir
gelişmedir. Bu durum, siyasetin kalitesini düşürmekte ve toplumda kutuplaşmayı
artırmaktadır.
Türkiye'de
siyasetçilerin birbirlerine hakaret etmesini önlemek için aşağıdaki önlemler
alınabilir:
Bu amaçla,
siyasetçiler arasında diyalog ve uzlaşmayı teşvik edecek politikalar
geliştirilmelidir.
Popülizmin
yükselişini önlemek için çalışmalar yapılmalıdır. Bu amaçla, halkın
bilinçlendirilmesi ve gerçek dışı bilgilere karşı direncinin güçlendirilmesi
gerekmektedir.
Medyanın
etkisini azaltmak için çalışmalar yapılmalıdır.Bu amaçla, medyanın
tarafsızlığını ve etik standartlarını güçlendirmek için yasal düzenlemeler
yapılmalıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder