Finlandiya Modeli ve Türkiye İçin Dersler

Finlandiya’nın 150 Yıllık Medeniyet Sıçraması, Snellman’ın Kurucu Felsefesi, “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” ve Türkiye İçin Çıkarılabilecek Dersler

Özet

Bugün dünyanın en mutlu, en güvenli ve en iyi eğitim sistemine sahip ülkelerinin başında gelen Finlandiya, 150 yıl önce Avrupa’nın en yoksul, en geri ve en çaresiz toplumlarından biriydi. Bu makale, Finlandiya’nın bu dramatik dönüşümünü mümkün kılan felsefi, kurumsal ve toplumsal dinamikleri, özellikle Johan Vilhelm Snellman’ın kurucu düşüncesini ve Grigory Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı eserinin bu süreçle ilişkisini ele almaktadır. Ayrıca bu dönüşüm, Türkiye’nin mevcut eğitim sistemi bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmekte ve somut sonuçlar çıkarılmaktadır. Çalışmanın temel sonucu şudur: Finlandiya’nın başarısı doğal kaynaklardan değil; eğitim, ahlak, hukuk ve sabırdan doğmuştur.

1. 19. Yüzyıl Finlandiya’sı: Avrupa’nın En Geri Taşralarından Biri

19. yüzyılın ortalarında Finlandiya: Nüfusunun yaklaşık %90’ı köylü olan, Sanayisi yok denecek kadar zayıf, Okuryazarlık oranı son derece düşük, Bebek ölümleri, salgın hastalıklar ve yoksullukla boğuşan,1866–1868 Büyük Kıtlığı’nda nüfusunun yaklaşık %8’ini kaybetmiş, Rus İmparatorluğu’nun kontrolü altında, siyasi iradesi ve milli bilinci zayıf bir taşra toplumu konumundaydı.

Avrupa düşünce dünyasında Finlandiya uzun süre “kaba, geri ve eğitimsiz” bir toplum olarak görülmüştür. Ancak tam da bu derin yoksulluk ve dağınıklık hali, köklü bir zihinsel devrimin doğmasına zemin hazırlamıştır.

2. Kurucu Akıl: Johan Vilhelm Snellman

Finlandiya’nın modern devlet yapısının arkasındaki en önemli fikir adamı Johan Vilhelm Snellman (1806–1881)’dır. Snellman yalnızca bir filozof değil, aynı zamanda düşüncelerini doğrudan devlet yönetimine taşıyabilmiş nadir aydınlardan biridir.

a) Dil – Kimlik – Devlet Üçgeni

Snellman’a göre: “Bir halkın kendi dili yoksa onun bilinci yoktur; bilinci yoksa devleti de yoktur.”

Bu yüzden yüzyıllarca elitlerin dili olan İsveççeye karşı Fince’nin devlet dili olması için mücadele etmiş, köylü halkı ilk kez devletin merkezine taşımıştır. Bu karar Finlandiya’nın kültürel bağımsızlığının temel taşıdır.

b) Eğitim = Ulusal Kurtuluş

Snellman eğitimi: Bir sosyal hizmet değil, Bir varoluş mücadelesi olarak görmüştür.

Bu anlayışla: Köylere kadar okul açılmış, Öğretmenlik seçkin bir meslek haline getirilmiş, Okuma-yazma, yalnızca bireysel değil, ahlaki bir sorumluluk sayılmıştır.

c) Ahlak Olmadan Devlet Olmaz

Snellman’a göre: Yolsuzluk teknik bir suç değil, Devletin ahlaki çöküşüdür. Bu anlayış sayesinde Finlandiya’da torpil, kayırmacılık ve rant kültürü daha doğmadan boğulmuştur.

3. Milli Ruhun İnşası: Şair, Bilim İnsanı ve Filozof

Snellman’ın yanında iki isim daha, Finlandiya’nın zihinsel inşasında kritik rol oynamıştır:

Johan Ludvig Runeberg: Ulusal şair olarak Fin halkına tarihsel bir ruh kazandırmıştır.

Elias Lönnrot: Kalevala Destanı’nı derleyerek Fin kimliğini kültürel temele oturtmuştur.

Bu bağlamda:

Runeberg → Milli ruhu,

Lönnrot → Kültürel hafızayı,

Snellman → Devlet aklını inşa etmiştir.

4. Savaşlar, Travmalar ve Akılcı Yükseliş

Finlandiya:

1917’de Rusya’dan bağımsızlığını kazanmış,2. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği ile ağır kayıplar yaşayarak büyük travmalar geçirmiştir.

Ancak Finlandiya’nın farkı şurada ortaya çıkmıştır: Sürekli mağduriyet siyaseti üretmemiş, Ordu merkezli bir kalkınma modeline yönelmemiş, Tüm kaynaklarını eğitim, sanayi ve teknolojiye yönlendirmiştir.

Bu sayede toplum:

Tarım → Sanayi → Teknoloji sıralamasını sabırla ve kopuş yaşamadan geçebilmiştir.

Nokia’nın lastik çizme fabrikasından küresel teknoloji devine dönüşmesi bunun en sembolik örneğidir.

5. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” Kitabının Tarihsel Konumu

Grigory Petrov’un 1920’lerde kaleme aldığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde”, Finlandiya’nın bu dönüşümünü ahlaki ve eğitsel açıdan anlatan bir eserdir.

Ancak burada kritik bir ayrım yapılmalıdır: Bu kitap Finlandiya’yı kalkındırmamıştır; Finlandiya’nın nasıl kalkındığını anlatmıştır.

Finlandiya’da bu eser temel bir rehber sayılmaz. Çünkü kitapta anlatılan değerler zaten devlet politikası haline gelmiştir. Buna karşılık Türkiye’de kitap büyük yankı uyandırmış, Atatürk’ün emriyle askeri okullarda okutulmuştur.

Kitabın ana mesajı şudur: “Bir ülkeyi kurtaranlar kahramanlar değil, görevini ahlakla yapan sıradan insanlardır.”

6. Finlandiya Bugün Neyi Başardı?

Bugün Finlandiya: Dünyanın en mutlu ülkesi, En düşük suç oranlarından birine sahip, Eğitimde, basın özgürlüğünde ve yolsuzlukla mücadelede en üst sıralarda, Devletine korkuyla değil, **güvenle bağlı** bir toplum yapısına sahiptir.

Bu başarı 150 yıl önce atılan eğitim, ahlak, hukuk ve liyakat temelli temellerin doğrudan sonucudur.

7. Finlandiya Modelinden Türkiye İçin Çıkarılabilecek Dersler

a) Nicelik Değil, Nitelik Sorunu

Türkiye’de: Okul sayısı artmış, Üniversite yayılmış, Mezun sayısı yükselmiştir. Ancak buna rağmen eleştirel düşünme, problem çözme ve bilimsel mantık alanlarında kalıcı bir sıçrama sağlanamamıştır.

Bina yapmak eğitim değildir.

Eğitim, öğretmeni inşa etmektir.

b) Öğretmenlik Mesleğinin İtibar Kaybı

Finlandiya’da öğretmenlik: En başarılı öğrencilerin seçildiği, Yüksek lisans zorunlu, Toplumun en saygın mesleklerinden biridir.

Türkiye’de ise: Atama sorunları kroniktir, Öğretmen sayısı fazladır, Mesleğin itibarı sistem içinde aşınmıştır.

c) Sınav Merkezli Zihniyet

Türkiye’de eğitim: Test çözmeye, Ezbere, Sürekli değişen sınav sistemlerine dayalıdır.

Finlandiya’da ise: Ulusal sınav neredeyse yoktur, Kıyas değil gelişim esastır.

Sınav odaklı toplumlar yarışır, eğitim odaklı toplumlar üretir.

d) Eğitimin Siyasallaşması

Finlandiya’da eğitim: Parti üstü bir devlet politikasıdır.

Türkiye’de ise: Her iktidar değişiminde müfredat değişir, Eğitim ideolojik mücadele alanına dönüşür.

Eğitim istikrarsızsa, gelecek de istikrarsızdır.

e) Liyakat ve Hukukun Rolü

Finlandiya’da eğitim: Hukuk, Liyakat, Ahlak sistemiyle birlikte ilerlemiştir.

Türkiye’de ise: Eğitimli insan sayısı artsa da, Liyakat zayıfladıkça, Devlet kapasitesi güçlenememektedir. Diploma artmış, devlet aklı zayıflamıştır.

8. Genel Sonuç: Aynı Başlangıç, Farklı Kader

19. yüzyılın sonunda Finlandiya ile Türkiye’nin başlangıç koşulları büyük ölçüde benzerdir:

Yoksulluk, Savaş travmaları, Düşük okuryazarlık, Tarım ağırlıklı ekonomi.

Ancak yön ayrımı nettir:

Finlandiya

Türkiye                              

Eğitimi devletin namusu yaptı

Eğitimi sürekli değiştirdi         

 Öğretmeni elit yaptı

Öğretmeni sistem yükü haline getirdi

Hukuku siyasetin üstünde tuttu

Hukuku siyasetin gölgesine soktu    

Ahlakı devlet temeline koydu

Ahlakı bireyin omzuna bıraktı       

 

Nihai Sonuç

Finlandiya’yı yükselten şey ne petrol, ne sömürge, ne de şanstır.

Onu yükselten şey: Eğitim, adalet, ahlak ve sabırdır.

Türkiye için gerçek ders şudur: Yeni projeler değil, yeni bir devlet aklı gereklidir.

 

Yorumlar