“Amedspor’un adı bir isim değil, inkâra karşı yazılmış bir tarihtir.”
Amedspor’a,
sosyal medyada paylaşılan “saç örme” videosu gerekçe gösterilerek “ideolojik
propaganda” iddiasıyla 802 bin TL para cezası verilmesi ve Kulüp Başkanı Nahit
Eren’e 15 gün hak mahrumiyeti uygulanması, spor hukukunun sınırlarını aşan ve
açıkça konjonktürel olan bir karardır. Bu ceza, adaletin tesisi için değil,
Amedspor’un önünü kesmek amacıyla verilmiş bir “gözdağı” niteliği taşımaktadır.
Sorulması
gereken temel soru şudur:
DAİŞ
çetelerinin Rojava’da kadınlara, çocuklara ve sivillere karşı işlediği insanlık
suçlarına verilen insani bir tepkinin cezası olur mu? Normal bir hukuk
düzeninde bu sorunun cevabı nettir: Olmaz. Ancak görüyoruz ki oluyormuş. Hem de
futbolla, sporla, disiplin talimatlarıyla ilgisi olmayan gerekçelerle…
Amedspor artık
yalnızca bir futbol kulübü değildir. O, yıllar boyunca maruz kaldığı ayrımcı
uygulamalar, haksız cezalar ve çifte standartlar karşısında geri çekilmek
yerine daha da büyüyen bir halk iradesinin sembolü hâline gelmiştir.
Diyarbakır’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan dünyanın dört bir yanına uzanan
milyonlarca insan için Amedspor, yalnızca bir takım değil; onurun, dayanışmanın
ve insanlık değerlerinin adıdır.
Verilen bu tür
cezaların “caydırıcı” olacağı düşünülüyorsa, yaşananlar bunun tam tersini
kanıtlamaktadır. Her haksız karar, Amedspor’un etrafındaki dayanışmayı daha da
büyütmekte; her hukuksuzluk, bu kulübün neden bu kadar sahiplenildiğini bir kez
daha ortaya koymaktadır. Amedspor, baskılarla küçülen değil, baskılarla büyüyen
bir kulüptür.
Bazı
milliyetçi çevreler, her fırsatta “adını değiştirin” ya da “ligden men edilsin”
diyerek Amedspor üzerinden açık bir inkâr ve tahakküm dili kurmaya devam
ediyor. Bu söylemler, sporla ilgili olmaktan çok, bir halkın kimliğine,
hafızasına ve var olma iradesine yönelmiş ideolojik saldırılardır. Bu
çevrelerin artık şunu kabullenmesi gerekiyor: Amedspor’un adı bir kâğıt
parçasına yazılmış resmî bir ibare değildir; o ad, bastırılmak istenen bir
halkın sahiplendiği, bedel ödeyerek büyüttüğü siyasal ve toplumsal bir
gerçektir.
Amedspor’un
ismini silmeye dönük her girişim, aslında inkâr siyasetinin futboldaki
uzantısından başka bir şey değildir. Masa başında alınan kararlarla, disiplin
sopasıyla, para cezalarıyla ya da lig tehditleriyle bu kimliği ortadan
kaldırabileceklerini sananlar, hem toplumsal gerçekliği hem de tarihin akışını
okumaktan acizdir. Çünkü Amedspor, yalnızca sahada var olan bir kulüp değil; dışlanmaya,
yok sayılmaya ve kriminalize edilmeye karşı halkın verdiği kolektif bir
cevaptır.
Bu nedenle “isim değişsin” çağrıları da, “ligden atılsın” tehditleri de sonuçsuzdur. Amedspor’u ayakta tutan şey federasyon kararları ya da sportif imtiyazlar değil; adalet talebi, eşitlik mücadelesi ve kuşaktan kuşağa aktarılan kolektif hafızadır. Bu hafızayı cezalarla silemezsiniz, tehditlerle dağıtamazsınız.
Açık söylemek
gerekir: Amedspor’a yönelen her baskı, onu zayıflatmaz; aksine halk nezdindeki
meşruiyetini ve sahiplenilme düzeyini büyütür. Çünkü Amedspor, milliyetçi
tahakküm diline karşı halklaşmış bir direniş alanıdır. Ve bu gerçek, ne ceza
talimatlarıyla ne de inkâr söylemleriyle değiştirilebilir.
Amedspor’un
Süper Lig hedefi sadece sportif bir başarı değildir. Bu hedef, eşitlik, adalet
ve birlikte yaşama iradesinin sahaya yansımasıdır. O gün geldiğinde Amedspor
yalnızca bir üst lige çıkmış olmayacak; Türkiye futbolunun vicdan aynası hâline
gelecektir. Ve evet, o zaman Amedspor daha da büyüyecek, daha fazla insanın
sesi olacak, gerçek anlamda bir “dünya takımı” kimliği kazanacaktır.
Tarih
defalarca göstermiştir: Halkın takımı olanlar, engelleri aşar. Amedspor’un
yürüyüşü de cezalarla, yasaklarla durdurulamaz. Çünkü bu hikâye artık bir
kulübün değil, milyonların ortak hikâyesidir.

Yorumlar
Yorum Gönder