Düdükle Engellenmek İstenen Bir Şampiyonluk Hikâyesi

“Amedspor’u düdükler, kartlar durduramaz; o milyonların yüreğinde şampiyondur.”

Bu hikâyenin merkezinde bir takım var: Amedspor.

Ama bu sadece bir futbol takımı değil. Bu, yıllardır sahaya her çıktığında formasının ağırlığını omuzlarında hisseden, tribünlerden yükselen sesi yüreğinde taşıyan bir camia. Amedspor sahaya çıktığında mesele yalnızca üç puan olmuyor; mesele bir şehrin kendini ifade etme biçimi, bir halkın görünür olma arzusu, tribünlerdeki binlerce insanın ortak nefesi oluyor. O formayı giyen her futbolcu, sadece bir maçın değil, bir beklentinin, bir umudun ve bazen de bir direncin temsilcisi haline geliyor.

Belki de tam bu yüzden Amedspor’un maçları sıradan karşılaşmalar gibi yaşanmıyor. Her düdük daha yüksek duyuluyor, her kart daha ağır hissediliyor, her karar daha fazla tartışılıyor. Çünkü bu takım sahaya yalnızca rakibine karşı çıkmıyor; zaman zaman önyargılarla, baskıyla ve görünmeyen duvarlarla da mücadele ediyor.

Amedspor için futbol, yalnızca bir oyun değil; bir kimlik, bir duruş ve milyonların kalbinde yankı bulan bir hikâye.

Sahaya çıktığında sadece üç puan için oynamıyor. Bir şehrin umudunu, bir halkın inancını, tribünlerin yüreğini taşıyor. Belki de tam bu yüzden her maçta sadece rakibiyle değil, başka şeylerle de mücadele etmek zorunda kalıyor.

Sarıyer maçında yaşanan kırmızı kart bunun en somut örneğiydi. Dengede giden bir karşılaşma… Oyun planı işliyor, takım disiplinli, mücadele diri. Derken bir pozisyon. Topa müdahale var, sadece topa temas var. Ama hakemin eli tereddütsüz cebine gidiyor: kırmızı kart.

Bu kadar kolay mı?

Tekrar görüntülerinde topa temasın açık olduğu bir pozisyonda doğrudan kırmızı çıkarmak, sadece bir oyuncuyu değil bütün taraftarı cezalandırmaktır. 11’e 11 oynanan bir maç, bir anda 10 kişilik direnişe dönüşüyor. Amedspor’un enerjisi, temposu, hücum cesareti bir düdükle törpüleniyor.

Ve bu ilk değil. Bu durumlar saymakla bitmez. Daha birkaç gün önce Erzurumspor – Keçiörengücü maçının son dakikalarında verilen tartışmalı penaltı futbolun önüne geçen kararların nasıl maç kaderi değiştirdiğini gösterdi. Kritik anlarda çıkan kritik düdükler artık tesadüf gibi durmuyor.

Ankara Keçiörengücü – Erzurumspor karşılaşmasında dakikalar 90’ı gösterdiğinde tabelada ev sahibinin üstünlüğü vardı ve mücadeleye 5 dakika uzatma eklendi.

90+3’te gelen penaltı kararı maçın kırılma anı oldu. Birçok kesim tarafından “yoktan” olarak yorumlanan bu düdükle Erzurumspor beraberliği yakaladı ve skor 1-1’e geldi.

Dakikalar 90+9’u gösterdiğinde ise uzatmaların da ötesine taşan bölümde konuk ekip bir gol daha buldu ve skoru 2-1’e çevirdi.

Son düdükle birlikte maç tamamlandı; ancak geriye sadece bir skor değil, uzun süre tartışılacak kararlar kaldı.

Bu yüzden insanlar soruyor:

Amedspor şampiyon olmasın diye mi?

Bu soru bir komplo hevesi değil; üst üste gelen kırılma anlarının yarattığı bir sorgulama. Hata olabilir. Hakem de insandır. Ama hatalar sürekli en kritik eşiklerde, aynı takımı etkiliyorsa bu artık basit bir “yanlış” olarak görülmüyor.

Şunu kabul etmek gerekiyor:

Amedspor sadece bir futbol kulübü değil. Sahaya çıktığında yalnızca taktik ve teknikle değil, bir kimlikle, bir aidiyetle oynuyor. Belki de tam bu yüzden her karar daha ağır hissediliyor.

Şampiyonluğu engelleyebilirsiniz.

Süper lige çıkmasını engelleyebilirsiniz.

Bir oyuncuyu haksız-hukuksuz oyundan atabilirsiniz.

Ama bir camianın inancını kıramazsınız.

Çünkü bazı şampiyonluklar federasyon kayıtlarına geçer, bazıları ise halkın kalbine yazılır. Ve ne yapılırsa yapılsın, Amedspor bugün de, yarın da, milyonlarca insan için gönüllerin şampiyonudur. Bu biline.

Yorumlar