“Kürtçenin yazılı hafızasında M.
Emin Bozarslan’ın izi silinmeyecektir.”
Üzüntüyle
Mehmet Emin Bozarslan’ın vefatını öğrendim. Akademik Kürtçe öğrenme sürecimde
eserlerinden yoğun biçimde faydalandığım, çalışmalarını ilgi ve saygıyla takip
ettiğim Kürt aydın ve yazarlarından biri olan Bozarslan’ın ölümü; yalnızca onu
yakından tanıyanlar için değil, Kürt dili ve edebiyatıyla ilgilenen herkes ve
bütün Kürt halkı için derin bir kayıp niteliğindedir. Mehmet Emin Bozarslan,
Kürt dili ve edebiyatı söz konusu olduğunda yalnızca bir yazar, dilbilimci ya
da çevirmen olarak değil; bir halkın dil üzerinden yürüttüğü var olma
mücadelesinin simge isimlerinden biri olarak hatırlanacaktır. Dilin yasaklandığı,
bastırıldığı ve kamusal alandan silinmeye çalışıldığı dönemlerde, konuşmanın ve
yazmanın başlı başına bir direniş anlamı taşıdığının bilinciyle hareket etti.
Bu bilinç, onun yaşamını ve entelektüel yönelimini belirleyen temel unsurlardan
biri oldu. Bozarslan, kelimeleri yalnızca estetik bir anlatım aracı olarak
değil, toplumsal hafızayı koruyan ve geleceği inşa eden asli bir güç olarak
gördü. Modern Kürtçe alfabenin oluşumu ve yaygınlaşması sürecinde üstlendiği
öncü rol ise, Kürtçenin dağınık ve kırılgan bir sözlü miras olmaktan çıkarak
yazılı, sistemli ve kuşaklar arasında aktarılabilir bir dil hâline gelmesinde
hayati bir dönüm noktası oluşturdu. Onun çalışmaları, susturulmak istenen bir
dönemin seslerini kalıcı kılan güçlü bir entelektüel hafıza olarak bugün de
yaşamaya devam etmektedir.
Bozarslan’ın
hayatı, büyük ölçüde sürgünle şekillendi. Yaklaşık 45 yılını İsveç’te,
ülkesinden uzakta geçirdi. Ancak bu uzaklık, onun Kürt diliyle bağını
zayıflatmadı; aksine daha bilinçli, daha dirençli bir üretim sürecine dönüştü.
Sürgün, Bozarslan için bir suskunluk değil, yoğun bir çalışma alanıydı. Kendi
ifadesiyle olmasa bile, pratiğiyle şunu gösterdi: Dil, insanın gittiği yere
taşınan bir yurt, korunması gereken bir bellektir.
Dilbilim
alanındaki çalışmaları, Kürtçenin yapısını, ses sistemini ve yazım kurallarını
daha anlaşılır ve tutarlı hâle getirmeyi amaçladı. Modern Kürtçe alfabenin
yaygınlaşması yönündeki çabaları, yalnızca teknik bir mesele değil, aynı
zamanda kültürel ve politik bir duruştu. Çünkü Bozarslan çok iyi biliyordu ki,
bir dilin alfabesi, o dilin geleceğidir. Alfabe üzerinden yürüttüğü çalışmalar,
Kürtçenin eğitim, yayıncılık ve edebiyat alanlarında daha güçlü bir zemine
oturmasına katkı sundu.
Mehmet Emin
Bozarslan’ın çevirmenliği ise Kürt dili için yeni ufuklar açtı. Farklı
dillerden Kürtçeye yaptığı çevirilerle, bu dilin ifade kapasitesini genişletti.
Felsefeden edebiyata, inanç metinlerinden kültürel çalışmalara kadar uzanan bu
çeviriler, Kürtçenin yalnızca sözlü bir iletişim dili olmadığını; soyut
düşünceyi, derinlikli anlatımı ve entelektüel tartışmayı taşıyabilecek bir dil
olduğunu somut biçimde ortaya koydu.
Yazar
kimliğiyle Bozarslan, sade ama güçlü bir dil kullandı. Metinlerinde gösterişten
uzak, ancak son derece bilinçli bir anlatım hâkimdi. Onun yazıları, bir halkın
tarihsel tecrübelerini, kırılmalarını ve direncini dil üzerinden okumaya imkân
tanır. Bu yönüyle eserleri yalnızca edebi değil, aynı zamanda belgesel bir
değer de taşır. Her satırında, kaybolmaya yüz tutmuş bir hafızayı koruma çabası
hissedilir.
Bozarslan’ın
en önemli miraslarından biri de kuşaklar arası etkisidir. Onun çalışmaları,
bugün Kürt dili ve edebiyatı alanında üretim yapan pek çok araştırmacı, yazar
ve akademisyen için bir referans noktasıdır. Sessiz, mütevazı ama son derece
kararlı bir şekilde yürüttüğü bu emek, Kürt kültürel mirasının sürekliliğine
ciddi katkılar sunmuştur.
Mehmet Emin
Bozarslan, ardında yalnızca kitaplar, alfabeler ve çeviriler bırakmadı; aynı
zamanda bir sorumluluk duygusu bıraktı. Dilini korumanın, geliştirmenin ve
aktarmanın tarihsel bir görev olduğuna dair güçlü bir hatırlatma yaptı. Bugün
Kürtçe yazılan, okunan ve tartışılan her metinde, onun emeğinin izlerini görmek
mümkündür.
O,
sürgünde geçen bir ömrü üretimle, sabırla ve inatla anlamlandırmış bir dil
emekçisiydi. Kürt dili ve kültürüne yaptığı katkılarla, adı yalnızca kendi
kuşağının değil, gelecek kuşakların da hafızasında saygıyla yaşamaya devam
edecektir.
Mehmet Emin Bozarslan’ın Başlıca Eserleri
Dilbilim,
Alfabe ve Sözlük Çalışmaları
Alfabê (Kürtçe
Alfabe, 1968) — En tanınmış ve tarihi öneme sahip eseri.
Kürtçe-Türkçe
Sözlük (1978) — Alanın en kapsamlı kaynaklarından biri.
Sosyolojik,
Siyasi ve Dini İncelemeler
İslamiyet
Açısından Şeyhlik-Ağalık (1964)
Doğu'nun
Sorunları (1966) — Bölgenin sosyal-ekonomik yapısını ele alan önemli bir belge.
Hilafet ve
Ümmetçilik Sorunu (1967/1969)
Gerçekler
Konuşuyor (1965)
Savaşan Lübnan
(1976, gezi-inceleme)
Çeviri
Eserleri (Önemli Klasiklerin Aktarımı)
Mem û Zîn
(Ahmed-i Hani'den, 1968/1975) — Hem çeviri hem uyarlama.
Şerefname
(Şeref Han'dan, 1971, ciltli çeviri)
Mervani
Kürtleri Tarihi (İbnü'l-Ezrak'tan, 1975)
Mehabad Kürt
Cumhuriyeti (William Eagleton'dan, 1976)
Nehru'dan
Sosyal Devrimler, Ulusal Savaşlar (1970)
Roman,
Hikâye ve Çocuk Edebiyatı / Masallar
İçerdekiler ve
Dışardakiler (1974, roman; hapishane deneyimlerinden esinlenerek yazılmış)
Anarşistler
(1977)
Meyro (1979,
Kürt hayvan masalları derlemesi)
Mîr Zoro (Kral
Zoro, 1981)
Gurê Bilûrvan
(Kavalcı Kurt, 1982)
Kêz Xatûn (Kez
Hatun, 1982)
Farelerin
Başarısı (Serketina Mişkan, 1984)
Guguk (Pepûk,
1985)
Gülsün Gelin
(Bûka Gulsûn, 1990)
Çekirge Hoca
(Mela Kulî, 1991)
Rüstem
Kahya'nın Şerefi (Şerefa Ristem Keya, 1992)
Diğer
Önemli Çalışmalar
Çocuk
edebiyatı ve folklor derlemeleri (örneğin Melayê Meşhûr - Kürtçe fıkralar)
Kürtçe
idiyomlar ve dil çalışmaları (İdyomên Kurdî, Baxçe Zımen gibi geç dönem
eserleri)
Dergi ve
gazete Latinize yayınları (Jîn Dergisi, Kurdistan Gazetesi - 5 cilt)
Bu
eserlerin bir kısmı Türkiye'de yasaklanmış veya toplatılmış, bir kısmı ise
İsveç sürgününde yayımlanmıştır. Bozarslan'ın çalışmaları Kürt kültürünün
korunması ve modernleşmesinde temel taşlardan biri olarak kabul edilir.

Yorumlar
Yorum Gönder