Diyarbakır’ın
en temel sorunlarından biri ulaşımdır. Ancak burada sorun yalnızca araç
sayısının azlığı-çokluğu ya da yolların yetersizliği değildir. Asıl sorun,
trafik kültürü ve kamu hizmeti bilincinin zayıflığıdır. Çünkü şehir içi
ulaşımda karşılaşılan birçok problem, teknik eksiklikten çok davranış
biçimleriyle ilgilidir.
Dolmuşlar: Kuralsızlığın Normalleşmesi
Dolmuşlar
şehir içi ulaşımın önemli bir yükünü taşıyor. Fakat istediği yerde yolcu
indirip bindirme, bazen aşırı hız yapma bazen gereksiz yavaşlama, güzergâh
disiplinsizliği gibi uygulamalar hem güvenliği hem de düzeni bozuyor. Buna ek
olarak birçok sürücünün direksiyon başında sürekli telefonla konuşması,
dikkatini yoldan çok ekrana ya da görüşmeye vermesi ciddi bir güvenlik riski
oluşturuyor. Yine kimi araçlarda, belirlenen kapasitenin üzerinde yolcu
alınması hem can güvenliğini tehlikeye atıyor hem de açık bir mevzuat ihlali
anlamına geliyor. Üstelik zaman zaman yolcularla kurulan üslupsuz ve sert
iletişim, hizmet kalitesini daha da düşürüyor. Toplu taşıma bir kamu
hizmetidir; kişisel tercihle değil kuralla yürür. Direksiyon başındaki kişinin yaptığı
iş kamusal bir sorumluluktur.
Taksiler: İhtiyaç Anında Yokluk
Yağmurda,
karda, soğukta taksiye en çok ihtiyaç duyulan anlarda “kısa mesafe almama”, “o
yöne gitmeme” ya da “işim var, mesaim bitti” gibi gerekçelerle yolcu seçilmesi,
hizmet anlayışının ciddi biçimde zedelendiğini gösteriyor. Ruhsatlı olarak
çalışan bir taksi, kamusal alanda hizmet veren bir araçtır; keyfî tercihle
değil, sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Zor zamanda geri çekilen bir
hizmet, adını taşımayı hak etmez. Asıl değerli olan, hizmetin en çok ihtiyaç
duyulduğu anda verilmesidir.
Belediye Otobüsleri: İletişim Meselesi
Diyarbakır
Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki toplu taşıma araçlarında da zaman zaman
sürücü-yolcu ilişkilerinde sorunlar yaşanıyor. Bazı sürücüler, aracı adeta
kişisel mülkü gibi görüp yolcuya lütuf yapıyormuş havasında davranabiliyor.
Oysa kullanılan araç halkın malıdır; sürücü ise o emaneti kullanan bir görevli
konumundadır.
Özellikle halk
otobüslerinde 65 yaş üstü yurttaşların ücretsiz ulaşım hakkı konusunda
gösterilen isteksizlik düşündürücüdür. O yolcu ücretsiz biniyorsa bu bir
ayrıcalık değil, ona tanınan yasal bir haktır. Buna rağmen kimi zaman yüz
ifadeleriyle, sözlü imalarla ya da açık tepkilerle bu hakkın sorgulanması kabul
edilemez. Dahası, bazı araçlarda belirlenen kapasitenin çok üzerinde yolcu
alınması hem güvenliği tehlikeye atmakta hem de hizmet kalitesini
düşürmektedir. Hakka tahammülsüzlük de kapasite kurallarını hiçe saymak da
kamusal bilinç eksikliğinin göstergesidir.
Öğrenci Servisleri: Acelecilik ve Risk
Öğrenci
servislerinde ise ayrı bir sorun göze çarpıyor. Bir sonraki servise yetişme
telaşıyla trafik kurallarının ihlal edilmesi, makas atılması ya da hız
yapılması kabul edilemez. Taşınan yük sıradan bir yük değil, çocukların ve
gençlerin canıdır. Bu alanda denetimin daha sıkı olması hayati önem taşır.
Özel Araçlar ve Korna Kültürü
Trafikte makas
atan, önüne kıran, uyarıldığında tehditkâr tavırlar sergileyen sürücüler; mesai
bitiminde yoğunlukta sabırsızca kornaya yüklenen araçlar… Oysa kornayla yol
açılmayacağını herkes bilir. Buna rağmen sabırsızlık adeta bulaşıcıdır. Gürültü
arttıkça stres yükselir, stres yükseldikçe hata ve risk artar; böylece kendi
kendini besleyen bir kısır döngü oluşur. Üstelik sorun yalnızca akan trafikte
yaşanmaz. Kaldırımlara park eden araçlar, hatta kimi zaman kaldırımların bir
yol gibi kullanılıp araç sürüldüğü manzaralar, kamusal alanın ihlali anlamına
gelir. Bu durum yayaların güvenliğini tehlikeye atarken, şehir yaşamında
karşılıklı saygı ve sorumluluk bilincinin de aşındığını gösterir. Trafik
kültürü, yalnızca direksiyon başındaki davranışlarla değil; kamusal alanı
paylaşma ahlakıyla da ilgilidir.
Sorunun Özeti: Kültür, Denetim ve Bilinç
Diyarbakır’daki
trafik sorununu yalnızca altyapı eksikliğine indirgemek eksik olur. Burada üç
temel sorun öne çıkıyor:
Denetim
yetersizliği
Kamu hizmeti
bilincinin zayıflığı
Toplumsal
sabırsızlık ve öfke kültürü
Trafik
sadece araçların değil, insanların da aynasıdır. Direksiyon başındaki tavır,
toplumdaki genel ruh halini yansıtır. Eğer kurala bağlılık zayıfsa, trafikte de
zayıf olur; eğer kamusal sorumluluk bilinci gelişmemişse, direksiyon başında da
gelişmez.
Ulaşım
sorunu teknik olduğu kadar ahlaki bir sorundur. Çözüm ise yalnızca yeni yol
yapmakta değil; kuralı uygulamakta, denetimi artırmakta ve kamu hizmetinin bir
hak olduğu bilincini yerleştirmektedir.

Yorumlar
Yorum Gönder