Bir şehirde
yaşamak sadece o şehrin sunduğu hizmetlerden faydalanmak değil, aynı zamanda o
şehrin düzenine, temizliğine ve gelişimine katkı sunmaktır. Belediyeler;
yolların yapılması, çevrenin temiz tutulması, parkların düzenlenmesi, ilaçlama
çalışmaları, altyapı hizmetleri ve sosyal faaliyetler gibi birçok alanda büyük
bir sorumluluk taşımaktadır. Elbette bu hizmetler yürütülürken eksiklikler,
gecikmeler veya hatalar yaşanabilir. Hiçbir kurum kusursuz değildir. Bu nedenle
belediyelerin gerektiğinde eleştirilmesi son derece doğal ve gereklidir. Çünkü
doğru yapılan eleştiri, hizmet kalitesini artırır, eksiklerin giderilmesine
katkı sağlar ve yöneticilere yol gösterir. Ancak eleştirinin de adaletli,
bilinçli ve gerçeklere dayalı olması gerekir. Sebebini bilmeden yapılan ağır
suçlamalar topluma fayda sağlamadığı gibi, yapılan emeği de
değersizleştirmektedir.
Günümüzde
özellikle sosyal medya üzerinden birçok konuda hızlı ve düşünmeden eleştiri
yapılmaktadır. Bir sorun görüldüğünde çoğu insan önce nedenini araştırmak
yerine doğrudan belediyeyi suçlamaktadır. Oysa her sorun belediyenin
sorumluluğunda değildir. Örneğin şehirlerarası yolların veya bazı ana
arterlerin sorumluluğu Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait olabilir. Yol bozuk
olduğunda, asfalt geciktiğinde veya bir çalışma yapılmadığında insanlar çoğu
zaman doğrudan belediyeyi hedef almaktadır. Hâlbuki önce hangi kurumun görevli
olduğunu öğrenmek gerekir. Çünkü doğru eleştiri ancak doğru adrese yapıldığında
anlam taşır. Yanlış yere yapılan eleştiri ise çözüm üretmez, sadece bilgi
kirliliği oluşturur.
Benzer durum
ilaçlama çalışmaları için de geçerlidir. Özellikle yaz aylarında sivrisinek ve
haşere konusunda vatandaşlar haklı olarak hassas davranmaktadır. Ancak bazı
dönemlerde yoğun yağışlar nedeniyle ilaçlama çalışmaları gecikebilmektedir.
Çünkü yağmur altında yapılan ilaçlama kısa sürede etkisini kaybeder ve yapılan
çalışma boşa gider. Belediyeler çoğu zaman hem kaynakların verimli kullanılması
hem de kalıcı sonuç alınabilmesi için uygun hava şartlarını beklemek zorunda
kalmaktadır. Fakat birçok kişi bu teknik gerçeği bilmeden veya araştırmadan
“Belediye neden ilaçlama yapmıyor?” diyerek tepki göstermektedir. Oysa önemli
olan sadece hizmetin yapılması değil, doğru zamanda ve etkili biçimde
yapılmasıdır.
Temizlik
konusunda da benzer bir bilinç eksikliği yaşanmaktadır. Belediyelerin çöp
toplama saatleri bellidir. Vatandaşların çöplerini bu saatlere uygun şekilde
bırakması gerekir. Eğer çöpler belirlenen saatlerin dışında bırakılırsa,
çöplerin bir süre sokakta kalması kaçınılmaz olur. Sonrasında ise ortaya çıkan
görüntü nedeniyle belediye suçlanmaktadır. Oysa belediye görevini planlanan
şekilde yerine getirmiştir. Sorunun temel nedeni vatandaşın kurallara
uymamasıdır.
Ayrıca
çöplerin bırakılması gereken belirli alanlar bulunmaktadır. Buna rağmen bazı
insanlar çöplerini rastgele boş arazilere, kaldırımlara, yol kenarlarına veya
çöp konteynerlerinin dışına bırakmaktadır. Bu durum hem çevre kirliliğine hem
kötü görüntüye hem de sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Daha sonra ortaya
çıkan bu olumsuz görüntü yine belediyenin eksikliği gibi gösterilmektedir. Hâlbuki
şehir temizliği sadece belediyenin değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
Vatandaş görevini yerine getirmeden yalnızca belediyeyi suçlamak adil değildir.
Bugün dünyanın
en gelişmiş şehirlerine baktığımızda, o şehirlerin sadece güçlü belediyeler
sayesinde değil, aynı zamanda bilinçli vatandaşlar sayesinde temiz ve düzenli
olduğunu görürüz. İnsanlar yere çöp atmaz, kurallara uyar, ortak yaşam
alanlarına saygı gösterir. Çünkü medeniyet yalnızca büyük binalar yapmakla
değil, yaşanılan çevreye sahip çıkmakla ölçülür. Eğer insanlar çöplerini çöp
kutularına atmak yerine rastgele sağa sola bırakırsa, belediye personel
sayısını on kat hatta yirmi kat artırsa bile şehir temiz görünmez. Çünkü en iyi
temizlik, kirletmemektir.
Elbette
belediyeler eleştirilecektir. Yapılmayan hizmet varsa söylenecek, eksikler dile
getirilecek, yanlış uygulamalara tepki gösterilecektir. Bu demokratik toplumun
doğal bir parçasıdır. Ancak eleştirinin amacı yıkmak değil, düzeltmek
olmalıdır. Bilgiye dayanmayan, sadece öfke ile yapılan eleştiriler çözüm
üretmez. Aksine toplumdaki kutuplaşmayı artırır, yapılan hizmetleri
değersizleştirir ve çalışan insanların emeğini görmezden gelir.
Gerçek
vatandaşlık yalnızca hak istemek değildir; aynı zamanda sorumluluk almaktır.
Bir şehrin temizliği, düzeni ve gelişimi sadece belediyelerin değil, o şehirde
yaşayan herkesin ortak görevidir. Eğer vatandaş görevini yapar, kurallara uyar
ve eleştirilerini bilinçli şekilde dile getirirse hem belediyeler daha verimli
çalışır hem de şehirler daha yaşanabilir hale gelir. Çünkü güçlü şehirler
sadece hizmet üreten kurumlarla değil, sorumluluk sahibi insanlarla kurulur.

Yorumlar
Yorum Gönder