Diyarbakır'a
gelen yerli ve yabancı turist sayısında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır.
Bu durum, şehrimizin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerin
artık daha geniş kitleler tarafından keşfedilmeye başlandığını göstermektedir.
Binlerce yıllık geçmişiyle dünyanın en önemli medeniyet merkezlerinden biri
olan Diyarbakır; surları, hanları, camileri, kiliseleri, müzeleri, eşsiz
mutfağı ve kültürel çeşitliliğiyle büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.
Turizm
hareketliliğinin artması sadece otelleri, restoranları veya hediyelik eşya
satan işletmeleri değil, şehrin genel ekonomisini de olumlu yönde
etkilemektedir. Esnafın kazancı artmakta, yeni iş alanları oluşmakta ve şehrin
ekonomik canlılığı güçlenmektedir. Ancak asıl mesele bugün gelen turist sayısı
değil, bu ziyaretçilerin tekrar gelmek istemesi ve Diyarbakır'ı başkalarına
tavsiye etmesidir. Bunun için de şehrin tüm paydaşlarının ortak bir turizm
bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.
Öncelikle
Diyarbakır'ın en önemli turizm merkezi olan Sur içi bölgesinin daha temiz,
düzenli ve estetik bir görünüme kavuşturulması şarttır. Tarihi sokaklarda
biriken çöpler, bakımsız alanlar ve düzensiz görüntüler ziyaretçilerin ilk
izlenimini olumsuz etkileyebilmektedir. Belediyeler temizlik çalışmalarını
belirli bir program dâhilinde sürdürmektedir. Ancak temiz bir şehir oluşturmak
sadece belediyelerin görevi değildir. Esnafın, vatandaşın ve tüm kurumların bu
konuda sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. İş yerlerinin önünü temiz tutmak,
çevreyi kirletmemek ve tarihi alanları korumak bir vatandaşlık görevidir.
Bir diğer
önemli konu kaldırım işgalleridir. Özellikle tarihi bölgelerde yayaların rahat
hareket edebilmesi sağlanmalıdır. Turistler daralan kaldırımlarda yürümekte
zorlandığında veya tarihi mekânları gezerken sürekli engellerle karşılaştığında
şehir hakkında olumsuz bir algı oluşabilmektedir. Kamu alanlarının herkesin
kullanımına açık olması gerektiği unutulmamalıdır.
Turizmin
gelişmesinin önündeki en önemli engellerden biri de bazı kişiler tarafından
sergilenen rahatsız edici davranışlardır. Şehrimizi ziyarete gelen insanlara
karşı saygılı, nazik ve yardımcı bir yaklaşım sergilemek gerekir. Zorlayıcı
satış yöntemleri, aşırı ısrarcı tavırlar veya turistleri rahatsız eden
davranışlar kısa vadede kazanç sağlıyor gibi görünse de uzun vadede şehrin
itibarına zarar vermektedir. Misafirperverlik, Diyarbakır kültürünün en önemli
özelliklerinden biridir ve bu değerin korunması gerekmektedir.
Fiyat
politikaları da büyük önem taşımaktadır. Turistleri fırsat olarak görüp
normalin üzerinde fiyat uygulamak hem etik değildir hem de şehrin turizm
geleceğine zarar verir. Bir turist yaşadığı olumsuz deneyimi onlarca kişiye
anlatabilmekte ve bu durum şehrin imajını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu
nedenle ilgili kurumların denetimleri artırması, işletmelerin ise dürüst ve
adil fiyat politikaları uygulaması gerekmektedir.
Bunun yanında
tarihi ve kültürel mirasın korunmasına daha fazla önem verilmelidir. Diyarbakır
Surları, hanlar, camiler, kiliseler ve diğer tarihi yapılar sadece bugünün
değil gelecek nesillerin de ortak mirasıdır. Tarihi eserlere zarar veren
davranışlara karşı daha duyarlı olunmalı ve koruma çalışmaları
desteklenmelidir.
Diyarbakır’ın
tanıtım faaliyetlerinin artırılması da büyük önem taşımaktadır. Dijital çağda
bir şehrin tanıtımı sadece broşürlerle değil, sosyal medya, internet
platformları ve uluslararası organizasyonlarla yapılmaktadır. Diyarbakır'ın
kültürel festivalleri, gastronomi zenginliği, tarihi mekânları ve sanat
etkinlikleri daha güçlü şekilde tanıtılmalıdır. Özellikle gastronomi turizmi
alanında Diyarbakır'ın çok büyük bir potansiyele sahip olduğu unutulmamalıdır.
Ayrıca
turistlerin şehir içerisinde rahat hareket edebilmesi için yönlendirme
tabelalarının artırılması, farklı dillerde bilgilendirme panolarının
hazırlanması, otopark sorunlarının azaltılması ve ulaşım imkânlarının
geliştirilmesi gerekmektedir. Bir turistin şehirde kendisini güvende ve rahat
hissetmesi, yeniden gelme kararını doğrudan etkileyen unsurlardan biridir.
Turizm
yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir; aynı zamanda şehirlerin dünyaya açılan
penceresidir. Diyarbakır'a gelen her ziyaretçi, burada yaşadığı deneyim kadar
şehrimizi tanımakta ve tanıtmaktadır. Bu nedenle her vatandaş aslında
Diyarbakır'ın gönüllü bir turizm elçisidir.
Bugün
elimizde önemli bir fırsat bulunmaktadır. Son yıllarda artan turizm ilgisini
doğru yönetebilirsek Diyarbakır, yalnızca Türkiye'nin değil Ortadoğu'nun ve
dünyanın sayılı kültür ve tarih turizmi merkezlerinden biri haline gelebilir.
Bunun için belediyelerden esnafa, sivil toplum kuruluşlarından vatandaşlara
kadar herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir.
Çünkü
turizm; temiz sokaklarda, korunmuş tarihi eserlerde, dürüst ticarette, güler
yüzlü insanlarda ve ortak şehir bilincinde büyür.

Yorumlar
Yorum Gönder