"Uyuşturucuya
karşı en güçlü silah; bilinçli birey, güçlü aile, nitelikli eğitim ve dayanışma
içinde hareket eden bir toplumdur."
Diyarbakır'da
Şiyar Be Uyuşturucu ile Mücadele Platformu tarafından Koşuyolu Parkı'nda
başlatılan "Rabin" Kampanyası, yalnızca bir basın açıklaması
ya da farkındalık etkinliği değildir. Bu kampanya; çocuklarımızın,
gençlerimizin ve toplumumuzun geleceğini koruma iradesinin güçlü bir ifadesi,
ortak vicdanın haykırışı ve toplumsal sorumluluğun somut bir göstergesidir.
Uyuşturucu
bağımlılığı, günümüzün en büyük toplumsal sorunlarından biridir. Bu sorun
yalnızca bağımlı bireyi değil; ailesini, eğitim hayatını, çalışma yaşamını,
sosyal çevresini ve toplumun huzurunu derinden etkileyen çok yönlü bir
tehdittir. Bir gencin bağımlılık nedeniyle eğitimden kopması, bir ailenin
umutlarının sönmesi, toplumun geleceği açısından telafisi güç kayıplara yol
açmaktadır. Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele yalnızca güvenlik boyutuyla ele
alınabilecek bir konu değildir. Aynı zamanda eğitim, sağlık, psikoloji, sosyal
hizmet, kültür, spor ve gençlik politikalarını kapsayan bütüncül bir mücadeleyi
zorunlu kılmaktadır.
Uyuşturucu
madde kullanımının giderek daha küçük yaşlara kadar inmesi, sentetik maddelerin
yaygınlaşması ve bağımlılık ağlarının gençleri hedef alması, toplum olarak daha
bilinçli, daha örgütlü ve daha kararlı hareket etmemizi gerektirmektedir. Sorun
ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, hatta ondan daha önemli olan,
bağımlılığı başlamadan önleyebilmektir. Bunun yolu ise bilinçlendirme, koruyucu
eğitim çalışmaları ve gençlere güçlü yaşam alternatifleri sunmaktan
geçmektedir.
Bu mücadelede
en büyük görev ailelere düşmektedir. Sevgi, güven ve sağlıklı iletişimle
büyüyen çocuklar, riskli alışkanlıklara karşı daha güçlü durabilmektedir. Anne
ve babaların çocuklarının arkadaş çevresini tanıması, onların duygusal
değişimlerini fark etmesi ve açık iletişim kurması, bağımlılığın önlenmesinde
hayati öneme sahiptir. Çocukların yalnız bırakılmadığı, dinlendiği ve
desteklendiği aile ortamları, uyuşturucuya karşı en güçlü koruyucu kalkandır.
Eğitim
kurumları da bu mücadelenin vazgeçilmez aktörleridir. Okullar yalnızca akademik
bilgi veren kurumlar değil; aynı zamanda kişilik gelişiminin, değerler
eğitiminin ve sağlıklı yaşam kültürünün inşa edildiği mekânlardır. Öğretmenler,
rehberlik servisleri ve okul yöneticileri, öğrencilerin risklerini erken fark
ederek gerekli yönlendirmeleri yapabilmelidir. Gençlerin spor, sanat, bilim ve
kültürel faaliyetlerle desteklenmesi; kendilerini ifade edebilecekleri güvenli
sosyal alanların oluşturulması bağımlılıkla mücadelede kalıcı çözümler üretir.
Uyuşturucuyla
mücadelede sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin, yerel
yönetimlerin, medya kuruluşlarının ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesi
büyük önem taşımaktadır. Çünkü bağımlılık yalnızca bireysel değil, toplumsal
bir meseledir. Bu nedenle mücadele de ortak akıl, ortak sorumluluk ve ortak
dayanışma ile yürütülmelidir. Toplumun tüm kesimlerinin aynı hedef etrafında
birleşmesi, bağımlılık ağlarının etkisini azaltacak en önemli güçlerden
biridir.
Mücadelenin
temelinde yalnızca yasaklayıcı tedbirler değil; umut veren sosyal politikalar da
yer almalıdır. Gençlere iş, eğitim, kültür, spor ve sanat alanlarında fırsatlar
sunmak; onları üretime, dayanışmaya ve toplumsal yaşama aktif biçimde katmak,
bağımlılığın önlenmesinde en etkili yöntemlerdendir. Kendisini değerli
hisseden, geleceğe umutla bakan ve toplumun bir parçası olduğunu bilen gençler,
bağımlılık tuzaklarına karşı çok daha dirençli olacaktır.
Bugün
Diyarbakır'dan yükselen "Rabin" çağrısı yalnızca bu kente
değil, bütün Türkiye'ye yöneliktir. Bu çağrı; çocuklarımızın yaşam hakkını, gençlerimizin
hayallerini ve toplumumuzun geleceğini koruma çağrısıdır. Hiçbir çocuk
bağımlılığın pençesine terk edilmemeli, hiçbir anne evladını bu nedenle
gözyaşları içinde beklememeli, hiçbir genç umutsuzluk nedeniyle karanlığa
sürüklenmemelidir.
Unutulmamalıdır
ki uyuşturucu ile mücadele bir günün, bir kurumun ya da birkaç gönüllünün
omuzlayabileceği bir görev değildir. Bu
mücadele topyekûn bir toplumsal seferberliktir. Devletin tüm kurumları,
yerel yönetimler, eğitim camiası, sağlık çalışanları, güvenlik güçleri, sivil
toplum kuruluşları, aileler ve her bir vatandaş bu mücadelenin ayrılmaz bir
parçasıdır.
Bugün
sessiz kalmak, yarın daha büyük acılarla yüzleşmek anlamına gelebilir. Bunun
için hep birlikte bilinçlenmeli, çocuklarımızı dinlemeli, gençlerimize umut
olmalı ve uyuşturucuya karşı ortak bir duruş sergilemeliyiz.
Çünkü
bir genci bağımlılıktan korumak;
yalnızca bir hayatı değil, bir aileyi, bir toplumu ve geleceğimizi korumaktır.
Geleceğimizi karanlığa değil; bilgiye, umuda, dayanışmaya ve yaşama emanet
edelim.
Yorumlar
Yorum Gönder