“Gençlerin tercihleri,
yalnızca bir meslek seçimini değil, toplumun geleceğe dair beklentisini de
gösterir.”
2026 Yükseköğretim
Kurumları Sınavı'nın yerleştirme sonuçları, üniversite adaylarının hangi
alanlara yöneldiğini ve Türkiye'nin yükseköğretim sisteminde hangi mesleklerin
daha güçlü bir çekim merkezi oluşturduğunu yeniden gündeme taşıdı.
ÖSYM, 2026-YKS
yükseköğretim programlarına ilişkin merkezî yerleştirme işlemlerinin
tamamlandığını ve sonuçların 18 Ağustos 2026 tarihinde açıklandığını duyurdu.
Üniversite kayıtları 24-28 Ağustos tarihleri arasında, elektronik kayıtlar ise
24-26 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.
İlk veriler son derece
dikkat çekici. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında bulunan 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392'si doldu
ve doluluk oranı %99,52'ye ulaştı. Bu, yükseköğretime yönelik talebin
hâlâ çok güçlü olduğunu gösteriyor.
Ancak asıl üzerinde
düşünülmesi gereken soru şu: Gençler
neden bazı meslekleri diğerlerinden daha güvenli, daha itibarlı ve daha gelecek
vaat eden alanlar olarak görüyor?
2026-YKS sonuçları bu
soruya önemli ipuçları veriyor.
2026 yerleştirme
sonuçlarının en dikkat çekici başlıklarından biri, sağlık alanlarının yüksek talebini
koruması.
Devlet
üniversitelerinin yurt içindeki kampüslerinde bulunan tıp, diş hekimliği ve eczacılık programlarının genel kontenjanlarının
tamamının dolduğu bildirildi. Hukuk da aynı şekilde tamamen dolan
alanlar arasında yer aldı.
Bu tablo yalnızca
“gençler doktor olmak istiyor” şeklinde açıklanabilecek kadar basit değildir.
Tıp ve sağlık
alanlarının cazibesinin arkasında çok daha geniş bir sosyolojik ve ekonomik
denklem bulunmaktadır.
Türkiye'de üniversite
tercihi yapan gençlerin önemli bir bölümü artık yalnızca “hangi bölümü
seviyorum?” sorusunu sormuyor.
Bunun yanında: Mezun
olduğumda iş bulabilir miyim? Mesleğimin karşılığı olacak mı? Kamu veya özel
sektörde çalışma imkânım olacak mı? Yıllarca eğitim aldıktan sonra işsiz kalır
mıyım? Mesleğimi farklı şehirlerde sürdürebilir miyim? Gelirim gelecekte
yeterli olacak mı? Sorularına da cevap arıyor.
Sağlık meslekleri bu
açıdan gençlerin gözünde daha öngörülebilir bir kariyer alanı oluşturuyor. Bir
doktor, diş hekimi, eczacı, hemşire veya sağlık profesyonelinin mesleğinin
toplum açısından doğrudan ve sürekli bir karşılığı bulunuyor. Bu durum
özellikle ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde daha da önem kazanıyor.
Yapay zekâ ve
otomasyon, üniversite tercihlerindeki psikolojiyi değiştiren en önemli
unsurlardan biridir. Bugünün öğrencisi şunu görüyor: Yazılım yazılıyor, kod
üretimi otomatikleşiyor, veri analizleri yapay zekâ tarafından
gerçekleştiriliyor, grafik ve tasarım süreçleri otomatikleşiyor, muhasebe,
müşteri hizmetleri, içerik üretimi ve hatta bazı mühendislik süreçleri yapay
zekâdan etkileniyor.
Bu gelişmeler,
gençlerin bazı meslekler hakkında şu soruyu sormasına neden oluyor: “Ben mezun olduğumda bu işi hâlâ insanlar mı
yapacak?”
Sağlık alanında ise
durum biraz farklı algılanıyor. Yapay zekâ doktorun teşhis sürecine yardımcı olabilir.
Robotlar ameliyatlarda kullanılabilir. Algoritmalar hastalık risklerini hesaplayabilir.
Fakat insanla insan arasındaki sağlık ilişkisinin tamamen ortadan kalkması kısa
vadede gerçekçi görünmüyor. Dolayısıyla gençlerin gözünde sağlık meslekleri,
teknolojik dönüşümden tamamen bağımsız olmasa da teknoloji tarafından bütünüyle ortadan kaldırılması daha zor meslekler
olarak değerlendiriliyor. Bu algı tercihleri ciddi biçimde etkiliyor.
Türkiye'de meslek
tercihlerinin yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanması mümkün değil. Tıp,
toplumda uzun yıllardır yüksek eğitim, uzmanlık, saygınlık ve başarı ile
ilişkilendirilen bir meslek. Bu durum ailelerin tercih davranışında da etkilidir.
Özellikle başarılı bir öğrencinin “Ne okuyacaksın?” sorusuna verilen “Tıp
okuyacağım” cevabı hâlâ güçlü bir sosyal karşılık buluyor. Bu nedenle tıp
tercihi; meslek + gelir + iş güvencesi
+ toplumsal saygınlık + aile beklentisi bileşiminin kesiştiği noktada
duruyor.2026-YKS'de tıp programları için SAY puan türünde 50 bin başarı sırası şartının
bulunması da alanın seçiciliğini koruyan unsurlardan biri.
Son yıllarda
üniversite adaylarının önemli bir bölümünde “mezun olduğumda ne olacağım?”
sorusu giderek önem kazandı. Bazı bölümlerde meslek ile diploma arasındaki
ilişki oldukça nettir.
Buna karşılık bazı
geniş akademik alanlarda diploma ile meslek arasında daha uzun ve belirsiz bir
yol bulunabiliyor. Bu nedenle üniversite adayı artık yalnızca “hangi bölüm daha
prestijli?” diye değil, “Bu
bölüm beni hangi mesleğe götürüyor? diye soruyor. Bu değişim,
sağlık alanlarının avantajlarından biri.
2026-YKS sonuçlarına
bakarak “mühendislik bitti” veya
“gençler artık mühendislik istemiyor” demek doğru değil. Tam tersine,
devlet üniversitelerinde mühendislik programlarının doluluk oranı %98'in üzerinde gerçekleşti.
Dolayısıyla sorun mühendisliğin tamamen tercih edilmemesi değil.
2026 tercih döneminin
en önemli göstergelerinden biri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerle ilişkili
programların dikkat çekmesi oldu. YÖK, 2026 tercih kılavuzunda iş gücü
piyasasının değişen ihtiyaçlarına yönelik yeni programlar açtı. Yapay zekâ,
dijital oyunlar, siber güvenlik, biyoteknoloji ve benzeri alanlara yönelik yeni
programlar bu dönüşümün göstergeleri arasında. Dolayısıyla gençlerin
mühendislikten uzaklaştığını söylemek yerine şöyle bir tespit yapmak daha
doğru: Gençler klasik mühendislik
algısından, teknoloji ve istihdamla doğrudan ilişkili yeni nesil mühendislik
alanlarına doğru yöneliyor.
Çünkü öğrenciler
geleceğin ekonomisinin nereye gittiğini görüyor. Yapay zekâ; sağlık, savunma,
finans, otomotiv, üretim, lojistik, eğitim, yazılım, enerji, tarım gibi çok
farklı sektörlere giriyor. Bu nedenle yapay zekâ alanında eğitim alan bir öğrencinin
yalnızca tek bir sektöre bağlı kalmayacağı düşünülüyor.2026-YKS'de yapay zekâ
ve yapay zekâ tabanlı yeni programların tamamına yakınında çok yüksek talep
oluşması da bu eğilimi destekliyor.
Burada çok önemli bir
ayrım ortaya çıkıyor: Gençler
teknolojiden uzaklaşmıyor; tam tersine teknolojinin daha doğrudan istihdama
dönüşeceği alanlara yöneliyor.
2026-YKS'nin belki de en önemli mesajı: Öğrenci
artık “bölüm” değil “kariyer” seçiyor. Geçmişte üniversite tercihlerinde: “İyi bir
üniversiteye gireyim. Düşüncesi daha baskındı. Sonra: “İyi bir bölüm okuyayım.
Düşüncesi öne çıktı. Bugün ise üçüncü bir aşamaya geliyoruz: “Mezun olduğumda hangi becerilere sahip
olacağım ve hangi işi yapabileceğim? Bu dönüşüm çok önemli. Çünkü artık
üniversite diploması tek başına yeterli görülmüyor.
2026-YKS yerleştirme
sonuçlarına yalnızca “kim hangi üniversiteye girdi?” şeklinde bakmak büyük
resmi kaçırmak olur. Bu sonuçlar aynı zamanda Türkiye'deki gençlerin geleceğe
ilişkin algısını gösteriyor, gençler güvenli bir gelecek istiyor. İşsiz kalmak istemiyor,
eğitim sürecinin sonunda karşılığını görmek istiyor, mesleğinin toplum
tarafından değer görmesini istiyor ve en önemlisi, seçtiği mesleğin teknoloji
karşısında yok olmayacağına inanmak istiyor. İşte bu nedenle tıp ve sağlık
alanları güçlü kalıyor.
Mühendislik ise
ortadan kalkmıyor; yeniden şekilleniyor.
Klasik mühendislik anlayışının yerini giderek; yapay zekâ bilen mühendis, veri bilen mühendis, yazılım bilen mühendis,
robotik bilen mühendis, biyoteknoloji bilen mühendis ve disiplinler arası
düşünebilen mühendis alıyor. Bu nedenle 2026-YKS'nin bize söylediği şey
“Gençler mühendislikten vazgeçiyor” değildir. Daha doğru ifade şudur: Gençler artık sadece diploma değil,
gelecekte karşılığı olacak bir meslek ve beceri seti arıyor.
Tıp ve sağlık bu
arayışta bugün daha güvenli bir liman gibi görünüyor. Mühendislik ise limanını
değiştirmiyor; rotasını değiştiriyor.
Ve belki de önümüzdeki yılların en büyük rekabeti tıp ile mühendislik arasında değil; insan ile teknoloji arasında da değil.
Asıl rekabet, değişen dünyaya uyum sağlayabilen insan ile
değişime ayak uyduramayan insan arasında olacak. “Gençlerin tercihleri, bugünün
iş piyasasından çok yarının dünyasına duydukları güvenin aynasıdır.”
2026-YKS bize açıkça gösteriyor ki Türkiye'nin
gençleri geleceğini garanti altına almak istiyor. Sağlık alanlarını tercih
edenler bunu daha öngörülebilir bir meslek üzerinden yapıyor. Mühendisliği
seçenler ise giderek daha fazla teknoloji, yapay zekâ ve yeni nesil becerilerle
bağlantılı alanlara yöneliyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca “Tıp mı, mühendislik mi?” değildir.
Asıl mesele:
“Türkiye, gençlerine hangi alanlarda gelecek vaat ediyor? Sorusudur.
Bu sorunun cevabı yalnızca üniversitelerde değil;
ekonomi politikalarında, istihdamda, sanayi yatırımlarında, sağlık
politikalarında, teknoloji stratejisinde ve eğitim sisteminin niteliğinde
aranmalıdır.
Çünkü bir ülkenin gençleri hangi bölümleri seçiyorsa,
aslında o ülkenin geleceğine dair bir oy kullanıyor demektir.
2026-YKS sonuçları da Türkiye'nin gençlerinin oyunu güven, istihdam ve
geleceğe dönük becerilerden yana kullandığını gösteriyor.

Yorumlar
Yorum Gönder