Trabzon’da
Amedspor forması giyen bir kadına “terörist” denilmesi ve formasını
çıkarmasının istenmesi, yalnızca bir kişiye yönelik çirkin bir davranış
değildir. Aynı zamanda birlikte yaşama irademizi, toplumsal barış umudumuzu ve
farklılıklarımızla bir arada yaşama kültürümüzü sorgulamamız gerektiğini
gösteren acı bir örnektir.
Demek ki bir
takımın formasını giymek bile bazılarına göre insanı “terörist” yapabiliyormuş!
Oysa Amedspor
forması bir spor kulübünün formasıdır. Nasıl ki milyonlarca insan Galatasaray,
Fenerbahçe, Beşiktaş veya Trabzonspor formasını gururla giyiyorsa, Amedspor
taraftarı da formasını istediği yerde, istediği zaman giyebilmelidir.
Bugün
Türkiye’de toplumsal barıştan, silahların susmasından, demokratik bir
gelecekten ve halkların birlikte yaşamasından söz ediyorsak, bunun gereği birbirimizin
kimliğine, düşüncesine, takımına ve tercihine saygı göstermektir.
Kürtler,
Türkler, Lazlar, Çerkesler, Araplar ve bu ülkenin bütün halkları; korkunun
değil, eşitliğin ve kardeşliğin hâkim olduğu bir toplum hayal ediyor.
Bizim hayalini
kurduğumuz toplum, yalnızca Kürtlerin ya da Türklerin değil; hepimizin
toplumudur.
Amedspor
forması Galatasaray forması neyse odur. Fenerbahçe forması neyse odur. Beşiktaş
forması neyse odur. Trabzonspor forması neyse odur.
Hiç kimsenin
provokasyonu, milyonlarca insanın sevgisini ve takımına bağlılığını
değiştiremez.
Bu nedenle
Amedspor taraftarlarına düşen, provokasyona öfkeyle değil, özgüvenle ve
sağduyuyla cevap vermektir.
Formalarımızı
daha çok giyelim.
Diyarbakır’da,
Trabzon’da, İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Türkiye’nin her yerinde ve
dünyanın dört bir yanında...
Çünkü barış,
farklılıklarımızı saklamak değil; farklılıklarımızla yan yana durabilmektir.
Bugün Amedspor
formasını çıkarırsak, yarın başka birinin formasını çıkarmaya çalışırlar.
Bugün bir insanı takımından dolayı ötekileştirirsek, yarın başka bir kimlik
üzerinden yeni bir duvar örülür.
Biz
duvar değil, köprü kurmak istiyoruz.
Bir
forma insanı terörist yapmaz.
Ama bir
insanın formasından dolayı ona “terörist” demek, toplumdaki önyargıların hâlâ
ne kadar güçlü olduğunu gösterir.
Toplumsal
barış için belki birkaç fırın daha ekmek yememiz gerekiyor.
Ama o
ekmeği birlikte yiyeceksek, soframızı büyütmekten ve birbirimize yer açmaktan
başka çaremiz yok.
Formanı
çıkarma.
Nefrete
teslim olma.
Provokasyona
gelme.
Barıştan,
kardeşlikten ve özgürlükten vazgeçme.
Çünkü bu
forma sadece bir forma değil; milyonlarca insanın sevgisidir.
Ve
sevginin formasını kimse çıkaramaz.

Yorumlar
Yorum Gönder