“Tarihi
miras, geçmişten bize kalan bir emanet değil; geleceğe bırakmak zorunda
olduğumuz bir sorumluluktur.”
Diyarbakır’da
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri kıyıları, yalnızca bir piknik
alanı ya da günlük yaşamın sıradan bir parçası değildir. Buralar binlerce
yıllık tarihin, kültürün, doğanın ve yaşamın izlerini taşıyan eşsiz bir
mirastır.
Ancak bugün
Hevsel ’de çevreye atılan çöpler, yakılan ateşler ve doğaya verilen zarar
hepimizi düşündürmeli. Aynı duyarsızlığı Diyarbakır Surları ’nın çevresinde ve
tarihi dokusunda da görmek, “Biz tarihimize sahip çıkıyoruz” sözünü
sorgulamamıza neden oluyor.
Hani biz tarihimize saygılıydık?
Hani tarihimizle övünüyorduk?
Hani bu toprakların geçmişi bizim için değerliydi?
Tarihimize
sahip çıkmak, yalnızca surların önünde fotoğraf çektirmek, Hevsel ’in
güzelliğini anlatmak veya geçmişimizle gurur duymak değildir. Asıl mesele, o
mirası korumak, temiz tutmak ve gelecek
kuşaklara olduğu gibi aktarabilmektir.
Bir tarihi
eserin üzerine yazı yazmak, çevresine çöp atmak, doğal alanlarda ateş yakmak ya
da tarihi dokunun tahrip edilmesine sessiz kalmak; aslında kendi tarihimize ve
kendi kimliğimize karşı sorumsuz davranmaktır.
UNESCO Dünya
Mirası Listesi'nde olmak büyük bir değer ve aynı zamanda büyük bir
sorumluluktur. Peki, biz bu sorumluluğun farkında mıyız?
UNESCO bizi listeden çıkardıktan sonra mı uyanacağız?
Hevsel’i kaybettikten, Dicle’nin kıyılarını
kirlettikten, surlarımızı yıprattıktan sonra mı “Keşke” diyeceğiz?
Artık bu konuda hepimizin bir
bilinç geliştirmesi gerekiyor.
Belediyeler,
kurumlar, sivil toplum örgütleri, eğitimciler ve en önemlisi Diyarbakır halkı
birlikte hareket etmelidir. Çocuklarımıza ve gençlerimize yalnızca
Diyarbakır’ın tarihini anlatmak yetmez; o
tarihe nasıl sahip çıkacaklarını da öğretmeliyiz.
Çünkü tarih, sadece kitaplarda
okunmaz.
Tarih; surlarda, taşlarda, bahçelerde,
nehirlerde ve yaşadığımız şehirde nefes alır.
Bugün korumadığımız
her değer, yarın çocuklarımızın bizden hesap soracağı bir kayba dönüşebilir.
Diyarbakır’ın tarihi bizim övünç
kaynağımızsa, onu korumak da bizim görevimizdir.
Övünmek kolaydır.
Sahip çıkmak emek ister.
Tarihi anlatmak kolaydır.
Tarihi korumak sorumluluk ister.
Artık sözden eyleme geçme
zamanıdır.
Hevsel’e sahip çıkalım.
Dicle’ye sahip çıkalım.
Surlarımıza sahip çıkalım.
Diyarbakır’ın tarihine ve geleceğine sahip çıkalım.
Çünkü
bizden önce yaşayanların bize bıraktığı bu miras, aslında bizden sonrakilerin
hakkıdır.
“Geçmişimize sahip çıkmıyorsak, geleceğimizle övünmeye de hakkımız
yoktur.”

Yorumlar
Yorum Gönder