“Bir kentin güzelliği yalnızca taşında, toprağında değil; insanlarının
ortak yaşam alanlarına duyduğu saygıda saklıdır.”
Diyarbakır,
binlerce yıllık tarihi, kültürel zenginliği ve kadim sokaklarıyla yalnızca
burada yaşayanların değil, bu kenti görmeye gelen herkesin ortak değeridir.
Surlarıyla, tarihi çarşılarıyla ve insanlarının sıcaklığıyla hafızalarda yer
edinen bu kentin en önemli noktalarından biri de Gazi Caddesi’dir. Ancak bugün
Gazi Caddesi’nde yaşanan kaldırım ve yaya geçişlerinin işgali, kentimizin ortak
yaşam kültürünü ve kent hakkını yeniden tartışmamız gereken bir noktaya
taşımaktadır.
Seyyar
satıcıların ve bazı esnafların dükkân önlerine koydukları malzemeler, tezgâhlar
ve çeşitli eşyalar nedeniyle yayaların geçiş alanları daralmakta, kaldırımlar
asli işlevini yitirmektedir. Özellikle yaşlılar, çocuklu aileler, engelliler ve
kentimizi ziyaret eden turistler bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Bir kentin
sokaklarında rahatça yürüyebilmek, bir ayrıcalık değil, herkesin en temel
hakkıdır.
Elbette
geçimini sağlamak isteyen esnafın ve seyyar satıcının yaşadığı ekonomik
zorlukları görmezden gelemeyiz. İnsanların emeğine, alın terine ve yaşam
mücadelesine saygı duymak zorundayız. Ancak bir insanın geçim mücadelesi, başka
insanların kamusal alanı özgürce kullanma hakkını ortadan kaldırmamalıdır. Esnafın
hakkı ne kadar değerliyse, yayanın hakkı da o kadar değerlidir. Mesele
kimsenin ekmeğine karşı çıkmak değil, herkesin hakkını gözeten adil bir kent
düzeni oluşturmaktır.
Sur Belediyesi
ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi zabıta ekiplerinin müdahalelerine ve bugüne
kadar yürütülen diyalog ve uzlaşı çabalarına rağmen sorunun devam etmesi,
meselenin artık yalnızca belediyelerin denetim çalışmalarıyla çözülemeyeceğini
göstermektedir. Kamu düzenini sağlamakla görevli personelin görevini yaparken
direnişle karşılaşması ve olayların farklı biçimlerde kamuoyuna sunulması,
sorunun çözümünü daha da güçleştirmektedir.
Burada önemli
olan, herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak ya da kimseyi hedef göstermek
değildir. Önemli olan, yaşanan olayların doğru ve şeffaf biçimde ortaya
konulması, sorumlulukların belirlenmesi ve kamusal alanın herkes için
korunmasıdır. Hiç kimse kendi sorumluluğunu başkasına yükleyerek kamuoyu
oluşturmaya çalışmamalı; hiç kimse de kamu gücünü kullanırken hukukun ve
ölçülülüğün dışına çıkmamalıdır. Kurallar herkes için geçerli olduğunda adalet
duygusu güçlenir.
Geçmişte de
benzer sorunlar yaşandı, zabıta ekipleri çeşitli tepkilerle karşılaştı. Ancak
bugün gelinen noktada asıl üzerinde durmamız gereken konu, bireysel çıkarların
kentin ortak çıkarlarının önüne geçirilmesine izin verilip verilmeyeceğidir.
Bu kentin
sokakları, kaldırımları ve meydanları herhangi bir kişinin ya da grubun özel
kullanım alanı değildir. Bunlar toplumun ortak değerleridir. Bir kaldırımın
işgal edilmesi yalnızca birkaç metrekarelik alanın kapatılması anlamına gelmez;
aynı zamanda yaşlı bir insanın rahatça yürümesinin, engelli bir yurttaşın
bağımsız hareket etmesinin, bir ailenin çocuğuyla güven içinde ilerlemesinin ve
bir ziyaretçinin kenti özgürce keşfetmesinin önüne engel koymaktır.
Diyarbakır'a
gelen yerli ve yabancı turistlerin kentimizden güzel izlenimlerle ayrılmasını
istiyorsak, öncelikle kendi kentimize sahip çıkmalıyız. Turizm yalnızca tarihi
yapıların korunmasıyla gelişmez. Temiz, düzenli, güvenli ve erişilebilir
sokaklar da bir kentin kimliğinin ayrılmaz parçasıdır. Gazi Caddesi'nde yaşanan
bu sorun, kentimizin saygınlığı ve geleceği açısından görmezden gelinemeyecek
bir meseledir.
Bu nedenle Sur
Belediyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bütün ilgili
kurumlara, sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere, basın mensuplarına ve
Diyarbakır'ı seven herkese önemli sorumluluklar düşmektedir. Sorunun çözümü
için ortak bir tutum geliştirilmeli; kaldırım işgallerine karşı kararlı, adil
ve herkese eşit uygulanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Esnafın mağduriyet
yaşamaması için uygun çözümler üretilirken yayaların hakları da tavizsiz
biçimde korunmalıdır.
Burada ihtiyaç
duyduğumuz şey kavga değil, ortak akıldır; kutuplaşma değil, kent bilincidir;
kişileri hedef göstermek değil, sorumluluk almaktır. Ancak uzlaşı, kuralların
sürekli ihlal edilmesine göz yummak anlamına da gelmemelidir. Diyalog kapısı
açık tutulmalı, fakat kamusal alanın işgal edilmesi normalleştirilmemelidir.
Unutmayalım
ki bir kenti yaşanabilir kılan, yalnızca o kentte yaşayan insanların varlığı
değil, birbirlerinin haklarına gösterdikleri saygıdır.
Diyarbakır
hepimizin ortak evidir. Bu evin kapısını ziyaretçilere açık tutmak, sokaklarını
yürünebilir kılmak ve ortak yaşam alanlarını korumak hepimizin sorumluluğudur.
Gazi Caddesi'ni korumak, yalnızca
kaldırımları boşaltmak değildir; kent hakkını, ortak yaşam kültürünü ve
Diyarbakır'ın geleceğini savunmaktır.
Çünkü
bireysel çıkarlar gelip geçicidir; kentin ortak değerleri ise gelecek kuşaklara
bırakacağımız mirastır.
Bu kentin çıkarlarını bireysel çıkarlara
feda edemeyiz. Diyarbakır hepimizin, kaldırımlar hepimizin!

Yorumlar
Yorum Gönder